Türkçe Anlam
Yapacak çok işi olan veya çok hareketli ve kalabalık olan.
Siparişlerinize, favorilerinize ve hesap bilgilerinize ulaşın.
Yapacak çok işi olan veya çok hareketli ve kalabalık olan.
Having a lot to do, or full of activity and people.
“I am busy this afternoon, but I am free tomorrow.”
Bu öğleden sonra meşgulüm ama yarın boşum.
Kelimeyi bağlam içinde öğrenmek için kısa okuma bölümü.
One morning, Nora joined a short English activity at a busy community library. The teacher introduced the word “busy” with a simple picture and an everyday situation. I am busy this afternoon, but I am free tomorrow. Nora read the sentence aloud, listened to the pronunciation, and then made a new sentence with “busy”. A partner asked a short question, and the two learners used the new word in a natural answer. The teacher explained the main meaning again and checked that everyone understood the context. Next, the class wrote “busy” on a vocabulary card and added a small drawing beside it. They did not try to memorize a long and difficult list. Instead, they connected the word with a clear scene, a useful sentence, and a real conversation. Before the lesson ended, Nora used “busy” once more while speaking about daily life. Later that day, the same word appeared in a book, message, sign, or conversation. Nora recognized it immediately and remembered the classroom example. The next morning, the teacher began with a quick review. When the card appeared, Nora explained “busy” without help and used it correctly in a fresh sentence. That small success made English feel easier, more practical, and more enjoyable.
Bir sabah Nora, yoğun bir halk kütüphanesinde kısa bir İngilizce etkinliğine katıldı. Öğretmen “busy” kelimesini basit bir resim ve günlük bir durumla tanıttı. Bu öğleden sonra meşgulüm ama yarın boşum. Nora cümleyi yüksek sesle okudu, telaffuzu dinledi ve ardından “busy” kelimesiyle yeni bir cümle kurdu. Bir çalışma arkadaşı kısa bir soru sordu ve iki öğrenci yeni kelimeyi doğal bir cevapta kullandı. Öğretmen temel anlamı yeniden açıkladı ve herkesin bağlamı anladığını kontrol etti. Sonra sınıf “busy” kelimesini bir kelime kartına yazdı ve yanına küçük bir çizim ekledi. Uzun ve zor bir listeyi ezberlemeye çalışmadılar. Bunun yerine kelimeyi açık bir sahne, yararlı bir cümle ve gerçek bir konuşmayla ilişkilendirdiler. Ders bitmeden önce Nora, günlük yaşam hakkında konuşurken “busy” kelimesini bir kez daha kullandı. Aynı günün ilerleyen saatlerinde kelime bir kitapta, mesajda, tabelada veya konuşmada yeniden karşısına çıktı. Nora onu hemen tanıdı ve sınıftaki örneği hatırladı. Ertesi sabah öğretmen derse kısa bir tekrarla başladı. Kart gösterildiğinde Nora, “busy” kelimesini yardım almadan açıkladı ve yeni bir cümlede doğru kullandı. Bu küçük başarı İngilizceyi daha kolay, daha kullanışlı ve daha keyifli hissettirdi.