Türkçe Anlam
1. Birine seslenmek veya telefon etmek. 2. Telefon görüşmesi.
Siparişlerinize, favorilerinize ve hesap bilgilerinize ulaşın.
1. Birine seslenmek veya telefon etmek. 2. Telefon görüşmesi.
1. To speak to someone by phone or shout to get attention. 2. A telephone conversation.
“I called my aunt and we had a short call.”
Teyzemi aradım ve kısa bir telefon görüşmesi yaptık.
Kelimeyi bağlam içinde öğrenmek için kısa okuma bölümü.
One morning, Mina joined a short English activity at a bright classroom near the park. The teacher introduced the word “call” with a simple picture and an everyday situation. I called my aunt and we had a short call. Mina read the sentence aloud, listened to the pronunciation, and then made a new sentence with “call”. A partner asked a short question, and the two learners used the new word in a natural answer. The teacher explained the main meaning again and checked that everyone understood the context. Next, the class wrote “call” on a vocabulary card and added a small drawing beside it. They did not try to memorize a long and difficult list. Instead, they connected the word with a clear scene, a useful sentence, and a real conversation. Before the lesson ended, Mina used “call” once more while speaking about daily life. Later that day, the same word appeared in a book, message, sign, or conversation. Mina recognized it immediately and remembered the classroom example. The next morning, the teacher began with a quick review. When the card appeared, Mina explained “call” without help and used it correctly in a fresh sentence. That small success made English feel easier, more practical, and more enjoyable.
Bir sabah Mina, parkın yakınındaki aydınlık bir sınıfta kısa bir İngilizce etkinliğine katıldı. Öğretmen “call” kelimesini basit bir resim ve günlük bir durumla tanıttı. Teyzemi aradım ve kısa bir telefon görüşmesi yaptık. Mina cümleyi yüksek sesle okudu, telaffuzu dinledi ve ardından “call” kelimesiyle yeni bir cümle kurdu. Bir çalışma arkadaşı kısa bir soru sordu ve iki öğrenci yeni kelimeyi doğal bir cevapta kullandı. Öğretmen temel anlamı yeniden açıkladı ve herkesin bağlamı anladığını kontrol etti. Sonra sınıf “call” kelimesini bir kelime kartına yazdı ve yanına küçük bir çizim ekledi. Uzun ve zor bir listeyi ezberlemeye çalışmadılar. Bunun yerine kelimeyi açık bir sahne, yararlı bir cümle ve gerçek bir konuşmayla ilişkilendirdiler. Ders bitmeden önce Mina, günlük yaşam hakkında konuşurken “call” kelimesini bir kez daha kullandı. Aynı günün ilerleyen saatlerinde kelime bir kitapta, mesajda, tabelada veya konuşmada yeniden karşısına çıktı. Mina onu hemen tanıdı ve sınıftaki örneği hatırladı. Ertesi sabah öğretmen derse kısa bir tekrarla başladı. Kart gösterildiğinde Mina, “call” kelimesini yardım almadan açıkladı ve yeni bir cümlede doğru kullandı. Bu küçük başarı İngilizceyi daha kolay, daha kullanışlı ve daha keyifli hissettirdi.