Ana Sayfa / grandparent
G

grandparent

noun A1 family

Türkçe Anlam

Bir kişinin büyükannesi veya büyükbabası.

English Meaning

The mother or father of one of a person's parents.

Example Sentence

“Each student interviewed a grandparent about childhood games.”

Her öğrenci çocukluk oyunları hakkında bir büyüğüyle röportaj yaptı.

Mini Story

Kelimeyi bağlam içinde öğrenmek için kısa okuma bölümü.

English Story

149 words

The class started a project about life in the past. Each student had to interview a grandparent or an older relative. Each student interviewed a grandparent about childhood games. Emir's grandparent had never used a voice recorder and felt nervous. Emir began with easy questions about school and childhood games. Soon, his grandparent was laughing and telling a story about a homemade football. The people nearby noticed the situation and gave them enough space. A few quiet minutes helped everyone think more clearly. The main detail became easier to understand when they looked again. They kept the useful items together and moved the others aside. Nobody rushed, because a careful answer was more useful than a quick one. The small event drew attention without becoming a larger problem. A simple check confirmed that they could continue safely. The interview gave the whole class a lively picture of another time.

Türkçe Hikâye

133 kelime

Sınıf geçmişteki yaşam hakkında bir proje başlattı. Her öğrenci bir büyükanne, büyükbaba veya yaşlı akrabayla röportaj yapmak zorundaydı. Her öğrenci çocukluk oyunları hakkında bir büyüğüyle röportaj yaptı. Emir'in büyüğü daha önce hiç ses kayıt cihazı kullanmamıştı ve gergindi. Emir okul ve çocukluk oyunları hakkında kolay sorularla başladı. Kısa süre sonra büyüğü gülüyor ve ev yapımı bir futbol topu hakkında hikâye anlatıyordu. Yakındaki kişiler durumu fark etti ve onlara yeterli alan bıraktı. Birkaç sakin dakika herkesin daha açık düşünmesine yardımcı oldu. Yeniden baktıklarında temel ayrıntıyı anlamak kolaylaştı. Yararlı eşyaları bir arada tuttular ve diğerlerini kenara aldılar. Kimse acele etmedi çünkü dikkatli bir cevap hızlı bir cevaptan daha yararlıydı. Küçük olay daha büyük bir soruna dönüşmeden dikkat çekti. Basit bir kontrol güvenle devam edebileceklerini doğruladı. Röportaj bütün sınıfa başka bir zamanın canlı bir görüntüsünü sundu.