Türkçe Anlam
En hızlı olmayı amaçlayan yarış; yarışmak.
Kelime, test, sınav, hikâye veya site içeriği arayın.
İngilizce kelimeyi yaz. Eşleşme varsa doğrudan kelime detayına gidersin.
En hızlı olmayı amaçlayan yarış; yarışmak.
A competition to see who is fastest; also to compete in such an event.
“She won the 400-metre race.”
400 metre yarışını kazandı.
Kelimeyi bağlam içinde öğrenmek için kısa okuma bölümü.
At sports day, Grace joined the 400-metre race and saved enough energy to run faster in the final part. She won the 400-metre race. They checked that everyone understood the plan before continuing. Clear communication made the next step much easier. They left with a better understanding of the situation than before. Nobody felt left out because each person had a clear role. A simple question was enough to make the next action clear. They listened carefully before deciding how to respond. A friendly explanation prevented a small misunderstanding from growing. Everyone had a chance to speak, even when their ideas were different. The conversation stayed calm because nobody tried to control every decision. One small act of kindness changed the feeling of the whole moment. They paused for a moment and checked the next step before continuing. A simple explanation made the situation easier to understand.
Spor gününde Grace 400 metre yarışına katıldı ve son bölümde daha hızlı koşmak için yeterli enerjiyi korudu. 400 metre yarışını kazandı. Devam etmeden önce herkesin planı anladığını kontrol ettiler. Açık iletişim sonraki adımı çok daha kolay hale getirdi. Durumu öncekinden daha iyi anlayarak ayrıldılar. Her kişinin açık bir rolü olduğu için kimse dışlanmış hissetmedi. Basit bir soru sonraki hareketi açık hale getirmeye yetti. Nasıl karşılık vereceklerine karar vermeden önce dikkatle dinlediler. Dostça bir açıklama küçük bir yanlış anlamanın büyümesini önledi. Fikirleri farklı olduğunda bile herkes konuşma fırsatı buldu. Kimse her kararı kontrol etmeye çalışmadığı için konuşma sakin kaldı. Küçük bir iyilik bütün anın havasını değiştirdi. Devam etmeden önce bir an durup sonraki adımı kontrol ettiler. Basit bir açıklama durumu anlamayı kolaylaştırdı.