Ana Sayfa / calamity
C

calamity

noun C2 disaster & consequences

Türkçe Anlam

Büyük zarar, kayıp veya sıkıntıya yol açan felaket; büyük felaket.

English Meaning

An event causing great damage, loss, or serious distress.

Example Sentence

“The flood was treated as a regional calamity.”

Sel bölgesel bir felaket olarak değerlendirildi.

Mini Story

Kelimeyi bağlam içinde öğrenmek için kısa okuma bölümü.

English Story

159 words

Officials described the event as a calamity because transport, health services, housing, and local businesses were all affected simultaneously, making recovery far more complex than a single-sector emergency. The flood was treated as a regional calamity. The group preferred a narrower claim that could survive scrutiny to a broader statement that depended on rhetorical confidence. They examined second-order consequences as well as the immediate result, especially where one improvement might transfer risk elsewhere. This exposed a trade-off that had been hidden by the original framing of the problem. The final explanation documented both the reasoning and the uncertainty so later reviewers could distinguish evidence from interpretation. That distinction mattered because future conditions might change while the original evidence remained the same. The result was treated as a defensible position open to revision, not as a conclusion insulated from further challenge. The issue became clearer once the participants distinguished what was known, what was inferred, and what remained merely plausible.

Türkçe Hikâye

137 kelime

Yetkililer olayı bir felaket olarak tanımladı, çünkü ulaşım, sağlık hizmetleri, konut ve yerel işletmeler aynı anda etkilenmiş ve toparlanma tek sektörlü bir acil durumdan çok daha karmaşık hâle gelmişti. Sel bölgesel bir felaket olarak değerlendirildi. Grup retorik güvene dayanan daha geniş bir ifade yerine sıkı incelemeye dayanabilecek daha dar bir iddiayı tercih etti. Özellikle bir gelişmenin riski başka yere aktarabileceği durumlarda doğrudan sonucun yanı sıra ikinci dereceden sonuçları da incelediler. Bu, sorunun ilk çerçevelenmesi tarafından gizlenen bir ödünleşimi ortaya çıkardı. Son açıklama hem gerekçelendirmeyi hem belirsizliği belgeledi, böylece sonraki incelemeciler kanıtı yorumdan ayırabildi. Bu ayrım önemliydi, çünkü gelecekteki koşullar değişebilirken ilk kanıt aynı kalabilirdi. Sonuç daha fazla sorgulamadan korunmuş bir hüküm değil, revizyona açık savunulabilir bir tutum olarak ele alındı. Katılımcılar neyin bilindiğini, neyin çıkarım olduğunu ve neyin yalnızca makul kaldığını ayırdığında konu daha açık hâle geldi.