Ana Sayfa / keep an eye on
K

keep an eye on

verb phrase YDS monitoring & attention

Türkçe Anlam

Bir kişi, durum veya sistemi dikkatle izlemek; göz kulak olmak.

English Meaning

To watch or monitor someone or something carefully.

Example Sentence

“Operators should keep an eye on pressure during startup.”

Operatörler başlatma sırasında basıncı dikkatle izlemelidir.

Mini Story

Kelimeyi bağlam içinde öğrenmek için kısa okuma bölümü.

English Story

163 words

Operators were told to keep an eye on pressure and temperature because early movement could signal instability before alarms activated. Operators should keep an eye on pressure during startup. The issue became clearer once participants distinguished what was known, what was inferred, and what remained merely plausible. A seemingly obvious explanation weakened when its assumptions were written explicitly and compared with alternatives. The group preferred a narrower claim that could survive scrutiny to a broader statement dependent on rhetorical confidence. They examined second-order consequences as well as the immediate result, especially where one improvement might transfer risk elsewhere. This exposed a trade-off that had been hidden by the original framing of the problem. The final explanation documented both reasoning and uncertainty so later reviewers could distinguish evidence from interpretation. That distinction mattered because future conditions might change while the original evidence remained the same. The result was treated as a defensible position open to revision rather than a conclusion insulated from further challenge.

Türkçe Hikâye

135 kelime

Operatörlere basınç ve sıcaklığı dikkatle izlemeleri söylendi, çünkü erken değişimler alarmlar devreye girmeden önce kararsızlığa işaret edebilirdi. Operatörler başlatma sırasında basıncı dikkatle izlemelidir. Katılımcılar neyin bilindiğini, neyin çıkarım olduğunu ve neyin yalnızca makul kaldığını ayırdığında konu daha açık hâle geldi. Görünüşte açık bir açıklama varsayımları açıkça yazılıp alternatiflerle karşılaştırıldığında zayıfladı. Grup retorik güvene dayanan daha geniş bir ifade yerine sıkı incelemeye dayanabilecek daha dar bir iddiayı tercih etti. Özellikle bir gelişmenin riski başka yere aktarabileceği durumlarda doğrudan sonucun yanı sıra ikinci dereceden sonuçları da incelediler. Bu, sorunun ilk çerçevelenmesi tarafından gizlenen bir ödünleşimi ortaya çıkardı. Son açıklama hem gerekçelendirmeyi hem belirsizliği belgeledi, böylece sonraki incelemeciler kanıtı yorumdan ayırabildi. Bu ayrım önemliydi, çünkü gelecekteki koşullar değişebilirken ilk kanıt aynı kalabilirdi. Sonuç daha fazla sorgulamadan korunmuş bir hüküm değil, revizyona açık savunulabilir bir tutum olarak ele alındı.