Türkçe Anlam
Bir konu veya kararı uzun ve dikkatli biçimde düşünmek; üzerinde düşünmek.
Siparişlerinize, favorilerinize ve hesap bilgilerinize ulaşın.
Bir konu veya kararı uzun ve dikkatli biçimde düşünmek; üzerinde düşünmek.
To think carefully and repeatedly about an idea, problem, or decision before reaching a conclusion.
“The board will mull over the proposal before voting.”
Kurul oylamadan önce teklif üzerinde dikkatle düşünecek.
Kelimeyi bağlam içinde öğrenmek için kısa okuma bölümü.
The directors decided to mull over the proposal because its immediate savings had to be weighed against long-term dependence and switching costs. The board will mull over the proposal before voting. They examined second-order consequences as well as the immediate result, especially where one improvement might transfer risk elsewhere. This exposed a trade-off that the original framing of the problem had concealed. The final explanation documented both reasoning and uncertainty so later reviewers could distinguish evidence from interpretation. That distinction mattered because future conditions could change while the original evidence remained exactly the same. The result was treated as a defensible position open to revision rather than a conclusion protected from further challenge. The issue became clearer once the participants separated what was known, what was inferred, and what remained only plausible. A seemingly obvious explanation weakened when its assumptions were stated explicitly and tested against alternatives.
Yöneticiler teklif üzerinde dikkatle düşünmeye karar verdi, çünkü anlık tasarruflar uzun vadeli bağımlılık ve geçiş maliyetleriyle karşılaştırılmalıydı. Kurul oylamadan önce teklif üzerinde dikkatle düşünecek. Özellikle bir gelişmenin riski başka yere aktarabileceği yerlerde doğrudan sonucun yanı sıra ikinci dereceden sonuçları da incelediler. Bu, sorunun ilk çerçevelenmesinin gizlediği bir ödünleşimi ortaya çıkardı. Son açıklama hem gerekçelendirmeyi hem belirsizliği belgeledi, böylece sonraki incelemeciler kanıtı yorumdan ayırabildi. Bu ayrım önemliydi, çünkü gelecekteki koşullar değişebilirken özgün kanıt tamamen aynı kalabilirdi. Sonuç daha fazla sorgulamadan korunan bir hüküm değil, revizyona açık savunulabilir bir tutum olarak ele alındı. Katılımcılar neyin bilindiğini, neyin çıkarım olduğunu ve neyin yalnızca makul kaldığını ayırdığında konu daha açık hâle geldi. Görünüşte açık bir açıklama varsayımları açıkça belirtilip alternatiflere karşı test edildiğinde zayıfladı.